TUSAŞ Genel Müdürü: Türkiye NATO’nun Yeni Güvenlik Mimarisi İçin Kilit Ülke
Londra’da Kritik Toplantı: TUSAŞ’tan NATO’ya Stratejik Mesajlar
İngiltere’nin başkenti Londra’da, uluslararası ilişkiler deyince akla gelen ilk adreslerden Chatham House’ta önemli bir etkinlik vardı geçtiğimiz günlerde. “Ankara’dan Bakış: NATO Zirvesi’nin Güvenlik ve Savunma Etkileri” başlığı altında düzenlenen bu toplantı, aslında Türkiye’nin ittifak içindeki yerini bir kez daha gözler önüne serdi. Toplantıya katılanlar arasında NATO Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Benedetta Berti, Chatham House’un güvenlik direktörü Marion Messmer, eski İngiltere parlamentosu savunma komitesi başkanı Tobias Ellwood ve tabiki TUSAŞ’ın patronu Mehmet Demiroğlu vardı. Oturumu Chatham House araştırmacısı Galip Dalay yönetti. Neyse, hemen habere geçelim…
“NATO 3.0” Dediler, Yeni Bir Dönem Başladı
Toplantıda en çok konuşulan konulardan biri “NATO 3.0” olarak adlandırılan yeni güvenlik anlayışıydı. Mehmet Demiroğlu’nun anlattıklarına göre artık güvenlik sadece tankla, topla, asker sayısıyla ölçülmüyor. Yani işin rengi değişmiş durumda. Yeni paradigmada; üretim kapasitesi, teknoloji geliştirme kabiliyeti ve müttefikler arası sanayi işbirlikleri ön plana çıkıyor. Demiroğlu’nun vurguladığı gibi, “NATO’nun kolektif caydırıcılığının temel unsurları bunlar artık.” Yani bir ülkenin ne kadar hızlı ürettiği, ne kadar akıllı silah yapabildiği çok önemli. Bakın ne oldu, Türkiye tam da bu noktada devreye giriyor…
Türkiye Artık Sadece Alıcı Değil, Güçlü Bir Üretici
Demiroğlu, Türkiye’nin savunma sanayisinde kat ettiği yolu anlattıda anlattı. “Türkiye, yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke olmaktan çıktı. Artık dost ve müttefik ülkelerin güvenliğine de katkı sağlıyor” dedi. Yani Anadolu’da üretilen İHA’lar, SİHA’lar, HÜRJET gibi platformlar sadece bizim değil, NATO’nun da göz bebeği olmuş durumda. Türkiye’nin geliştirdiği savunma sanayisi ekosistemi, bu yeni güvenlik anlayışına önemli katkı sunuyor. Demiroğlu’nun net ifadesiyle: “Türkiye, NATO’nun gelecekteki güvenlik mimarisine stratejik katkı sağlıyor.” Bu sözler Londra’da büyük yankı uyandırdı herhalde…
HÜRJET İspanya’ya Gitti, NATO’ya Mesaj Verdi
Konuşmanın bir diğer önemli başlığı da HÜRJET oldu. Malum, HÜRJET’in İspanya’ya ihracatı yapılmıştı. Demiroğlu’na göre bu sadece ticari bir başarı değil. “Aynı zamanda Türkiye’nin geliştirdiği ileri havacılık teknolojilerinin Avrupa ve NATO ekosistemindeki yerini güçlendiren stratejik bir adım” olarak nitelendirdi. Yani HÜRJET, NATO standartlarına uygun görev yapabiliyor. Farklı kullanıcı ihtiyaçlarına göre uyarlanabiliyor. Bu da müttefik ülkelerle savunma işbirliğini daha ileri taşıyacak bir kabiliyet. İnanır mısınız, bir Türk firmasının ürettiği uçak Avrupa semalarında NATO görevi yapacak…
“Atlantik’in Her İki Yakasıyla Daha Güçlü NATO”
Demiroğlu sadece Türkiye’yi anlatmakla kalmadı, transatlantik işbirliğine de vurgu yaptı. “Atlantik’in her iki yakasının katkısıyla daha güçlü bir NATO görmek istiyoruz” dedi. Yani ABD ve Avrupa arasındaki bağların güçlenmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca savunma harcamalarının sadece bütçe büyüklüğüyle değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi. “Önemli olan tehditlere karşı geliştirilen doğru kabiliyetler” dedi. Yani milyarlarca dolar harcayıp yanlış silah almanın bir anlamı yok. Doğru teknoloji, doğru üretim, doğru işbirliği… İşte böyle arkadaşlar…
Son Söz: TUSAŞ Gelecekte de Var Olacak
Değişen güvenlik ortamında yüksek teknolojili platformların yanında maliyet etkin ve hızlı üretilebilen sistemlerin de önem kazandığını belirten Demiroğlu, TUSAŞ’ın gelecekte de NATO’nun ve Avrupa’nın güvenlik mimarisine katkı sunmaya devam edeceğini söyledi. Yani bu iş burada bitmiyor, daha çok yol var. Bakalım bundan sonra neler olacak? Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi NATO’yu nasıl etkileyecek? Gelişmeleri yakından takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber
