14 Yılın Ardından DNA Şaşkınlığı: Gülizar Aydın’ın Cinayeti Açığa Çıktı
Gülizar Aydın’ın 31 Ekim 2017’de polise yaptığı kayıp müracaatı, Söke Cumhuriyet Başsavcılığını harekete geçirdi. Aydın’ın yaşadığına dair hiçbir bulgu elde edilemedi. O günde, Muğla’nın Milas ile Söke’yi bağlayan kara yolunda parçalanmış bir kadın cesedi bulundu. Polis ekipleri, Aydın’ın eşi Selami Aydın’ın 14 yıl önce ayrıldığı, farklı illerde yaşadığı, eşi hakkında kayıp müracaatı yapmadığı ve ailesiyle irtibatını kestiği tespit etti.
Selami Aydın’ın, olay gününde, kadın cesedinin bulunduğu bölgede olduğu kanıtlandı. 11 Haziran 2026’da İzmir’deki adresine düzenlenen operasyonla yakalandı. 12 Haziran’da mahkemeden tutuklandı, Gülizar Aydın’ı öldürdüğü şüphesiyle. Söke Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Haziran’da İzmir Adli Tıp Kurumu’ndan alınan kan örnekleri ile 2012’de bulu cesedinden alınan DNA örnekleri eşleşti.
Olayın haberine göre, 2012’de tespit edilen cesedinin DNA’sı, 2026’da elde edilen kan örneğiyle aynı. Bu eşleşme, 14 yıl süren gizemi sonuca bağladı. Başsavcılığın açıklamasına göre, Selami Aydın’ın evi ve araç hareketleriyle ilgili HTS verileri, tanık beyanları tek tek incelendi.
İstanbul’da sürülecek benzetme: “Söke’nin karanlık sokaklarından, İzmir’in aydınlık mahkemelerine, DNA’nın izlediği yol, 14 yıl sonra bir kez daha aydınlandı.” Gerçek şu ki, polis ekipleri, kayıp olayını inceleyerek, DNA ile tetkik yaptılar. Elde edilen bulgular, 14 yıl süren çözümsüz sorunu bir anda çözdü.
Bununla birlikte, Selami Aydın’ın 2017’de kayıp müracaatı yapmadığı ve ailesiyle iletişimini kestiği ortaya çıktı. İnsanlar, “Neden 14 yıl sonra bu kadar geç açığa çıktı?” diye soruyor. Selami Aydın’ın 2017’deki kayıp eylemi, 2026’da adaletin gölgesinde karanlık bir nişan bıraktı.
Bakalım bundan sonra ne olacak? Bu olay, DNA ve adaletin birleştiği noktada, 14 yıl süren bir gizem bir anda gün yüzüne çıktı. Çözüm sürecinin ilerlemesiyle, benzer davalarda daha hızlı çözümler bekleniyor.
Kaynak: Orijinal Haber
